17 Kasım 2013

...Gül Baba Türbesi...

Gül Baba; Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ı etkileyen ve avrupa taaruzlarına katılan önemli bir Bektaşi Babası dır. Gül Baba'nın Budapeşte’de türbesi ve heykeli bulunmaktadır. Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış. Savaşlarda başının üstünde bir gül taşıdığı için Gül Baba diye anıldığı rivayeti nesilden nesile iletilir.
Sayısız savaşa katıldıktan sonra, 1526 yıllında Kanuni’nin daveti üzerine Gül Baba Budin seferine katılır. 1531 yılında Budin'e gelir ve on yıl burada yaşar. 1 Eylül 1541 yılında vefat eder. 2 Eylül 1541 tarihinde 200 bin kişinin cenaze namazina katıldığı bilgileri Evliya Çelebi'den sözlü gelenekten yazılı kaynaklara dökülür. Yalnız Türkler tarafından değil aynı zamanda Macarlar tarafindan da çok sevilen ve halen Macaristan'da Gül Baba adıyla yaşatılan efsanevi bir kişiliktir. Ayni isimle bir macar filmide mevcuttur. Evliya Çelebi, elinde büyük bir tahta kılıçla savaşlara katılan Gül Baba'ya bu lâkabın verilmesine, daima bir gül taşımasının sebep olduğunu da belirtmiştir.
Ordu sefere çıktığında, Osmanlı Yeniçeriler döneminde, askerlerin ruhlarını güçlendirmek için dervişler, saz ozanları de sefere katılıyor, mola zamanlarında dualar okunuyor, destanlar söyleniyordu. Dervişler, saz ozanları gerektiğinde silâhlanıp savaşa da katılıyorlardı. Gül Baba, savaşlara katılan dervişlerden biriydi. Hacı Bektaş Veli Yeniçeriler için pir olarak kabul ediliyor ve dolaysıyla Yeniçeriler Bektaşi dervişlerine derin şekilde saygı gösteriyorlardı.
Gül Baba Budapeşte' de bir yüksek tepeye gömülür ve tepeye "Gültepe" adı verilir (Macarca. Rózsadomb) . Türbesinin yanına yaptırılan Gül Baba Bektaşi Tekkesi, 1686 yılında yıkılır. Bir diğer kaynağa göre Gül Baba'nın iki mezarı daha vardır.
Bu kadar tarihi bilgiden sonra, birazda kendi fikrimi söylemek isterim.. Türbenin yeri tepede güzel bir yer.. Ne kadar biraz bakımsız olsada yurtdışında böyle bir zatın türbesinin ayakta olması ve macarlar tarafındanda seviliyor olması güzel birşey..  Bizde ziyaretimizi ettik ve Fatiha'mızı okuduk. Budapeşte'ye de gelipte, Gül Baba'yı ziyaret edip, dua etmeden gitmek olmazdı.. Budapeşte'ye yolunuz düşerse, Gül Baba'yı ziyaret etmeden ve bir Fatiha okumadan dönmeyin.. 

Budapest...

Geçen gün uzun bir aradan sonra Budapeşteye gitme şansım oldu.. Uzak değil okuduğum şehre ama ancak zaman ve sebep buldum gitmek için.. Konsolosluktaki işim için gitmişken biraz Budapeşte'yi gezeyim dedim.. Sabah erkenden işlerimi halledip, arkadaşla beraber gezmeye başladık.. Önce Margaret Adasına (Margit-sziget) gittik.. tabi havaların soğuk olması ve pek bir aktivitenin bulunmamasından dolayı, adada sadece bizim gibi gezmek isteyen bir grup insan ve spor yapan macarlar vardı.. Ufak bir yürüyüşten sonra yolumuzu adaya çokta uzak olmayan Gül Baba Türbesine çevirdik.. Gül Baba Türbesine vardığımızda oranın kapalı olduğunu gördük ancak görevli macar sağolsun kapayı açtı ve fatihamızı içerde okuyabildik.. Yurtdışında böyle ortamları görmek insani mutlu ediyor gerçekten.. Duamızı ettik ve oradan ayrıldık.. Sonraki durağımız Buda Kalesi (Buda Vari)'ydi.. Biz navigasyondan yol tarifi alırken, yanımızda duran yaşlı bir macar, bizim Buda Kalesi'ni aradığımızı anlamış olacak ki, bize yol tarifi yapmaya başladı.. Yol tarifinden sonra bize nereli olduğumuzu sordu, benim "török vagyok (Türk'üm)" dememle, Macaristan'da da yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisinden -ki burda Sülejman ismiyle yayınlanıyor- dolayı bize "Sülejman, harem" felan demeye başladı.. Bizde yol tarifi için teşekkür edip gezimize devam ettik.. Buda Kalesi'ne vardığımızda kalenin iç kısmının normal yerleşim olarak kullanıldığını gördük, dükkanlar, otel, binalar felan.. Kaleyi de gezdikten sonra dönüş yolumuzu meşhur Aslanlı Köprü üzerinden yaptık... Ve son olarakta pahalı mağazaların olduğu meşhur caddesi Vaci utca'yı da dolaşıp, orada güzel bir kahvemizide içerek ufak günlük gezimizi sonlandırdık.. :) Günübirlik bir gezi için güzel bir gündü.. :)